Türkiye ve KKTC Cumhurbaşkanlığı - biz kısaca “Türk tarafı” diyelim-, Kıbrıs Rum yönetimindeki siyasilerin artık hiçbir şekilde federasyon çözümü istemediğine kanaat getirdi. 
   Elbette bu kanaat bir günde oluşmuş değil… Sayısız zirveler oldu.. Görüşme süreçleri tüketildi.. Nihayetinde Crans Montana haritaların, güvenliğin, garantinin, Türk askerinin adada kalıp kalmayacağının dahi pazarlığının yapıldığı o mühim zirve bile Rumları tatmin etmedi ve masa dağıtıldı…
   Hiç dallandırıp budaklandırmaya gerek yok aslında; Kıbrıs Türkleri’nin kendileriyle eşit statüde olmasını kabul etmiyorlar. Türk bir başkanı görmektense sonsuza kadar çözümsüzlüğü tercih ediyorlar. Ama gel gör ki illa o masayı kurarmış gibi yapıp bizleri oyalamaya da devam edecekler.. Zaten tanınmış devlet olmanın tüm nimetlerinden de faydalanıyorlar, ohh ne ala! 
   Türk tarafı Crans Montana  sonrasında artık Rumların federasyon oyununu oynamayacağını dünyaya deklare etti haklı olarak!.. Elbette siyasi eşit iki toplumlu çözüm modeli BM kararları ve Batı’nın şahin duruşu nedeniyle hiç kolay bir yön değil. Bunu biliyoruz ama diğer yönün; yani federasyon çözümünün de artık olmasının mümkün olmadığını yaşayarak bize öğrettiler! 
   Başkanlığa gelen sağcısı da, solcusu da, komünisti de federasyon çözümünü benimsemediğini, Rum Ulusal Konsey’in de federasyon çözümünün yanına bile yaklaşmadığını net bir şekilde gösterdi! Elbette görmek isteyenler için… Hatta duymak isteyenler için en çözümcü Cumhurbaşkanlarımız “Rum bizi bir kaşık suda boğmak ister” dedi, “bizim devrin son denemesini yaptık, başarılı olamadık. Rumlar eşitliği paylaşmak istemiyor” da dedi…
   Yukarıda yazdığım işin siyasi boyutu… İşin bir de halk boyutu var…
   Kıbrıs Rumları genel anlamıyla siyasi akımı destekliyor, yönetimi Kıbrıs Türkleriyle paylaşmak istemiyorlar. Hatta aralarında sayıları her geçen gün ciddi bir şekilde yükselen ELAM gibi faşist bir örgütü temsil eden insanlar var… Bunlar bırakın Kıbrıs Türkü’nü, kendi coğrafyalarında yabancı kimseyi görmek istemiyorlar. Ülkelerinde savaştan, ölümden kaçan insanları öldürmek için acımasızca saldırıyorlar… Öyle bir defa da değil… canları ne zaman isterse!
   Geçmişi yaşamış ya da geçmişten ders almış bir çok Kıbrıs Türkü, Türk askerinin olmadığı hiçbir anlaşmaya “evet” demez.. İşte nedeni de budur.. Çünkü çoğunluğu böyle olmasa bile Rumlar, ELAM’ın ya onlar gibi düşünenlerin yarattığı faşizme ses çıkaramıyorlar. Çıkarılan sesler de cılız, bir elin parmak sayısını geçmeyecek cinsten! 
   Hatta geçtim sıradan Rumları, yöneticileri bile ELAM’ın şerrinden korkuyor, siniyor!
   İşte Rum Lider Nikos Hristodulidis… Ne diyor; “Üzgünüm ama vatandaşlarımızı koruyamadık”
   Bir ‘devlet’in başı böyle bir açıklama yapabilir mi?
   Sen ‘Başkan’ olarak hiçbir suçu günahı olmayan insanların yaşadığı saldırıya, evlerinin işyerlerinin yakılıp yıkılmasına nasıl sadece üzülebilirsin?
   Yani AB üyesi ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ ELAM’a ya da ondan destek alan faşistlere söz geçiremiyor mu? Bunu mu demek istiyor bize Rum lider?..
   Peki; sizleri tir tir titreten bu faşistler, yarın olası bir federasyon çözümünde - ki Rumlar tek bir Türk askerinin adada kalmasını kabul etmiyorlar – Kıbrıs Türkü’ne saldırırsa neler yaşanacak?
   Bugün 3-5 mülteciyi koruyamayan Rum devleti Türk askerinin gönderildiği bu adada Kıbrıs Türk toplumunu nasıl koruyacak? 
   Zaman zaman Kıbrıs Türkleri’ne de bu faşist saldırılar yapıldı, yapılmaya devam ediliyor. Ne bir ceza alanı duyduk ne de gördük! 
   Bundan da cesaret alarak Türk, Müslüman, Yahudi, Hintli vs!.. Canları kimi, hangi dini hedef almak isterse saldırabilirler.. Çünkü Devletin Başkanı “üzgünüm” diyebiliyor sadece…
   Şu anda askerimizin gölgesinde güvendeyiz.. O nedenle bu yazıyı okuyan bir çok arkadaşım “hayal mı görün be ama”, “abartma, yok daha neler” diyordur, eminim!  Ama azıcık başımızı Dikilitaş’tan yukarı kaldırırsak etrafımızda neler yaşandığını da görebiliriz! 
   Evet; kötü yönetiliyoruz, hem de çok kötü ama elimizdekinin de kıymetini bilelim, hayali çözümlere değil, gerçekliğe sarılalım…